Beş N Bir K programının arka oyuncularından biri, 8 yıldır bu programın hazırlanmasında büyük rol oynuyor, hem başarılı bir editör hem de muhabir. Cihan Yavuz ile yaptığımız röportajda yurtdışı eğitim hakkında konuştuk. Yavuz, “

BeşN BirK programının arka oyuncularından biri, 8 yıldır bu programın hazırlanmasında büyük rol oynuyor, hem başarılı bir editör hem de muhabir. Cihan Yavuz ile yaptığımız röportajda yurtdışı eğitim hakkında konuştuk. Yavuz, “ Özgüvenin satın alınabileceği tek yer yurtdışı” diyor ve ekliyor “ Bu hayatta Scarface filmdeki Al pacino olmak da sizin elinizde Taxi Driver filmdeki Robert De Niro olmak da...”   

 Bize biraz kendinizden ve işinizden bahseder misiniz?  

12 Eylül 1980 darbesinin ilk tankları paletlerini hazırlarken, küresel ısınmanın daha başlamadığı o soğuk 1980 yılının Ocak ayının 5 inde hayata gözlerimi açmışım. Ben 9. ayımı yaşarken 12 Eylül darbesi olsa da bir darbe çocuğu olarak değil bir 90 lar çocuğu olarak büyüdüm. Popüler kültür hayatımız ilk renkli televizyonla tanıştığı yıllarda, ilk özel kanalımız Magic Box un, Box unun açıldığı günlerde televizyoncu olmaya karar verdim.   O kararlılıkla başladım meslekte, dünyanın milenyum adını verdiği o yılda, 2000 yılında CNN Türk te yayınlanan besN birK programında asistan olarak başvurdum ve "benim de söyleyeceklerim var" dedim. Aradan geçen 8 yılda her aşamasına emek verdiğim bu programda halen editör-muhabir olarak çalışıyor ve "yalan dünya"ya kendi çapımda katkıda bulunuyorum.   

Hangi okullarda ne üzerine eğitim aldınız? 

Televizyoncu olmak kararıma biraz da çalışmayı ekleyince Marmara Üniversitesi İletişim fakültesinin güzide bir öğrencisi oldum.  Daha önce ise Bilecik Anadolu Lisesi nde İngilizce eğitim almaya çalıştım ama İngilizce matematik ve fizik derslerini hiç anlamadan okulu bitirmeyi başardım. Ama o günlerden beri hep fizik olarak güçsüz ve hayata karşı hep matematiği eksik biri olarak kaldım.

Yurtdışı tecrübeleriniz oldu mu?

Üniversite hayatımın 3. senesinde yaşadığım şehirden başka bir dünya daha olabileceğine inanıp köyün en son çitine kadar gitmeye karar verdim. Work & Travel programıyla kendimi Amerika nın Maryland eyaletinde bulduğumda 22 yaşındaydım. Türk Milli takımı  Japonya da dünya kupasında 3. olurken ben Amerika da kendi dünya kupamda zirveye çıkıyordum. Küçük insanların büyük hayalleriyle yaşadığı o uzak kıta da, havuzlarda cankurtaranlık yaparak, bir İngilizce dil kursuna giderek ve bol bol her şehrini gezmeye çalışarak 5 ay yaşadım.  

İngilizcenizi nasıl geliştirdiniz?

Anadolu lisesinde öğrendiğim " teorim iyi ama pratiğim yok" düzeyindeki İngilizceme Amerika da bol bol pratik kattım. Dil dile değmeden öğrenilmezmiş atasözünün sağlamasını yaparak, bol bol İngilizce konuştum, günlük konuşma dilindeki pratik çözümleri öğrendim, ve gerektiğinde az kelime ile çok konuşmayı başardım.

Yurtdışında bulunduğunuz süre içinde sosyal hayatınız nasıldı?

Türkiye deki çalışma ve kazanma dengesine bakınca hepimiz Amerika "az çalışaraktan çok para kazananlar" sınıfına girdiğimiz için, çok kazandım çok harcadım. Geceleri yaşadığım şehrin sokaklarında neler olduğuna tanık olup, bir köşesinden katılmaya çalışırken, hafta sonları Amerika nın başka şehirlerine misafir oluyordum. Niagara şelalesindeki ıslak fotoğrafımla, Beyaz saray önündeki klasik pozum, Newyork Tıme Square meydanındaki en şaşalı fotoğrafımın yanında biraz sönük kalsa da, Amerika daki her bir fotoğraf karesini aklıma da kazıdım.

Bu deneyimlerinizin kariyerinize nasıl bir etkisi oldu? 

Geçtiğimiz yıl iş için İsrail de bir an kendimi Kudüs ün arka sokaklarında buldum. Aşırı dinci Museviler yabancı olduğum için benimle konuşmayı reddederken, sokakların içinde hep aynı çemberde dolaştığımı fark ettim. Kudüs un bu  güvenliği kendinden menkul sokaklarından kurtulmaktan umudu keserken aklıma Newyork geldi. Ve ben o "modern zaman cehennemi"nden kaybolmadan kurtulmayı başardıysam, Manhattan ın büyük gökdelenleri arasında ezilmeden yaşadıysam bu sokaklardan çıkarım dedim ve kendimi ağlama duvarına atmayı başardım. Ve bana gelen o özgüvenle mesleğim için de iyi bir iş çıkarabildim...

 
Sizce yurtdışında öğrenim görmenin sizde neden olduğu en büyük değişim, size kattığı şey ne oldu? 

Cep telefonu: 335 ytl. 

 Ipod: 476 ytl   

Boğaz da yemek: 80 ytl  

laptop: 1980 ytl  

Özgüven:?     

İşte o parasal karşılığı olmayan özgüvenin satın alınabileceği tek yer yurtdışı. "Başkalarının memleketi"nde bir süre de olsa yaşadığınızda orada bir eğitim aldığınızda artık  Scarface filmindeki Al Pacino olabiliyor ve "dünya benimdir" sözünü bağıra bağıra söyleyebiliyorsunuz.  Bu hayatta Scarface filmdeki Al pacino olmak da sizin elinizde Taxi Driver filmdeki Robert De Niro olmak da...   

Yurtdışında eğitim almak isteyenlere tavsiyeleriniz neler?

Eğer bu global köy tanımlamasına yürekten inanıyorsanız köyün en son çitine kadar da gitmeniz gerekir. "Fantom ormanda 10 kaplan gücündedir" misali yurtdışında bir okul da buradaki okullara göre 10 fantom gücünde. Türkiye deki  okullarda ilmi ve müsbet tüm bilimleri öğrensek bile  "hayat okulu"na giriş sınavları yurtdışında yapılıyor. Ve hayat okulu, yurtdışında eğitim aldıktan sonra Atatürk havalimanına indiğimiz gün başlıyor.

Paylaş:
Yazdır