Şirin Hacıömeroğlu, Davranış Bilimleri Enstitüsü Yetişkin Bölümü’nde Uzman Psikolog, Çift ve Aile Terapisti olarak çalışıyor. Notre Dame de Sion Fransız Lisesi ve ODTÜ Psikoloji mezunu olan Hacıömeroğlu, Fulbright bursuyla Philadel

Şirin Hacıömeroğlu, Davranış Bilimleri Enstitüsü Yetişkin Bölümü’nde Uzman Psikolog, Çift ve Aile Terapisti olarak çalışıyor. Notre Dame de Sion Fransız Lisesi ve ODTÜ Psikoloji mezunu olan Hacıömeroğlu, Fulbright bursuyla Philadelphia’da Drexel Üniversitesi’nde Çift ve Aile Terapisi Master’ı yaptı. Bu eğitim sırasında, tüm kariyeri boyunca faydalanacağı deneyimler edindi.

 

Şu anki göreviniz ve iş tanımınız nedir?

Şu anda Davranış Bilimleri Enstitüsü Yetişkin Bölümü’nde Uzman Psikolog, Çift ve Aile Terapisti olarak çalışıyorum. Bireysel danışanlar, çiftler, aileler ve ergen danışanlarla değişik konular üzerinde çalışıyoruz; depresyon, kaygı bozuklukları, yeme bozuklukları, aile içi sağlıksız iletişim, travma, stres yönetimi, kayıplarla başa çıkma sıklıkla karşılaştığımız sorunlar. Haftanın bir günü de İletişim Psikolojik Danışma Merkezi’nde çalışıyorum.

 

Hangi okullarda ne üzerine eğitim aldınız?

Notre Dame de Sion Fransız Lisesi’ni bitirdikten sonra ODTÜ Psikoloji Bölümünde okudum. Mezun olduktan sonra Fulbright Bursu alarak lisansüstü eğitimime Amerika’da devam ettim. Philadelphia’da Drexel Üniversitesi’nde Çift ve Aile Terapisi Master’ı yaptım. Eğitimim sırasında stajyer olarak, daha sonra da Uzman Psikolog olarak Family Therapy Treatment Program ve Thomas Jefferson Hastanesi’nin Family Center isimli metadon kliniginde çoğunlukla eroin olmak üzere madde bağımlısı kadınlar ve aileleriyle çalıştım.

 

Eğitim için yurtdışına gitmeye karar vermenizi sağlayan ne oldu?

Öncelikle yurtdışına gitmemde babamın teşviklerinin etkisi çok büyüktür. Çünkü benim için ilk başta bu yaşanması çok zor bir deneyim olarak görünüyordu. Her ne kadar üniversiteyi Ankara’da ailemden uzakta okumuş ve kendi ayakları üzerinde duran bir birey de olsam Amerika gibi uzak bir ülkede tüm çevremden uzakta okumak, yalnız kalmak ve her şeye yeniden başlamak beni çok korkutuyordu. Mezun olduktan sonra lisansüstü eğitimimi Çift ve Aile Terapisi konusunda yapmaya karar vermiştim ve Türkiye’deki üniversitelerde böyle bir uzmanlık bölümü yoktu (hala da yok). Özellikle Fulbright Bursunu da alınca her şeyi göze alıp gitmeye karar verdim.

 

Yurtdışı eğitimi neden gerekli gördünüz?

En önemlisi uzmanlaşmak istediğim alan Türkiye’de üniversitelerde olmayan bir bölümdü ve ben ailenin bireylerin psikolojik yapısında çok önemli bir etkisi olduğuna inanıyordum. Amerika Psikoloji alanında çok ileri bir ülke, birçok teori Avrupa ve Amerika’da ortaya çıkmış; tüm bunları yerinde ve oradaki kaynaklardan öğrenmek istedim. Bunun yanında yurtdışındaki üniversitelerde eğitimin, hocaların ve üniversite kaynaklarının çok gelişmiş, bilim odaklı ve yaratıcılığı tetikleyici olduğunu da biliyordum. Ayrıca yurtdışında eğitimin sadece eğitimden ziyade insana geniş bir dünya görüşü ve perspektif kazandırdığına inanıyorum; hele benim mesleğimde bu sahip olunması çok önemli bir özelliktir.

 

Yurtdışında eğitim gördüğünüz süre boyunca sosyal hayatınız nasıldı?

İlk gittiğimde birkaç ay alışana kadar çok zorlandım; kimseyi tanımıyordum, ne telefonum, ne internetim, ne de kalacak sabit bir evim vardı. Zaman içerisinde bunlar tamamlandıkça ben de kendimi daha iyi hissetmeye başladım. Farklı ülke ve kültürden gelen sınıf arkadaşlarım bu süreçte bana çok yardımcı oldular. Çok sevdiğim arkadaşlar ve kardeşim diyebileceğim bir dost edindim; daha sonra ev arkadaşı olduk 2 sene. Çok renkli bir sosyal hayatım da oldu, hatta şu anda İstanbul’da öyle bir hayatım yok. Kocaman bir aile edindim Amerika’da yaşarken ve çoğuyla hala sık sık konuşuyorum. Eğitimim sırasında zaten bir yandan da stajımı yaptığım için günlerim çok yoğun geçti ama Philadelphia şehir hayatı çok sakin ve düzenli olduğu için spor ve diğer etkinliklere de vakit ayırabildim.

 

Bu deneyiminizin kariyerinize nasıl bir etkisi oldu?

Kesinlikle çok önemli ve olumlu bir etkisi oldu. Bir psikoloğun mesleğini iyi yapabilmesi ve danışanları ile iyi bir ilişki kurabilmesi için yargısız olması ve olaylara geniş bir perspektiften bakabilmesi çok önemlidir. Yurtdışı eğitimim ve iş deneyimim bana özellikle bu açıdan çok şey kattı; farklı kültürler, alt kültürler, aileler, bakış açıları ve insanlar tanıdım. Çok geleneksel ailelerle de, homoseksüel çiftlerle de terapi yaptım. Riverside Hapishanesi’nde mahkumlarla grup terapileri de yaptım. Üniversitedeki eğitim sistemi sayesinde gerçekten düşünmeyi ve sorgulamayı öğrendim ki buna ODTÜ gibi iyi bir okulda okumuş olmama rağmen daha önce yönlendirilmediğimi gördüm. Hocalarımız sınavlarda düşük not alan öğrenciler olduğunda sınıfa gelip, söyleyin size neyi anlatamadım ya da eksik anlattım diye öğrencilere sorardı ki bu benim için Türk eğitim sistemimizi düşünürseniz çok şaşırtıcı bir deneyimdi. İşte bütün bunlar hem kişiliğimi hem de kariyerimi şekillendiren önemli etkenlerdir.

 

Sizce yurtdışında öğrenim görmenin sizde neden olduğu en büyük değişim, size kattığı şey ne oldu?

Amerika’da yalnız kaldığım çok zaman oldu ve ben içime dönmeyi ve kendimi sorgulamayı öğrendim. Tabii ki bu ilk başta çok sancılı bir dönemdi ama getirisi çok büyüktü. Dünya görüşüm ve olaylara bakış açım genişledi. Dünyanın neresinde olursam olayım ayaklarımın üstünde durmayı, hayatta kalmayı öğrendim ve bu kendime güvenimi çok artırdı. Terapi yaptığım için İngilizcem çok gelişti. Ben bu süreçte çok fazla büyüdüğümü ve geliştiğimi hissettim.

 

Eklemek istedikleriniz var mı?

Ben herkese kısa süreli de olsa yurtdışında yaşamalarını tavsiye ediyorum. Türkiye’nin ufku geniş, dünyadan haberi olan, ön yargılardan arınmış ve kendini geliştirmiş bireylere çok ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.  Evet, en başta zor gelebilir ama pes etmeyin bunu kendi kendinize başarmak tüm hayatınız boyunca birçok zorlukla başa çıkabilme becerinizi geliştirecektir. Hem kişisel, hem de mesleki olarak kitaplardan öğrenemeyeceğiniz bir deneyim ve gelişim yaşayacağınızı düşünüyorum.

Paylaş:
Yazdır