Kanada’da İngilizce eğitimi alan Kuzguncuk Halkla İlişkiler Genel Müdürü Yasemin Bektaş, “İş dünyasında İngilizce bilmek Türkçe bilmek gibi” diyor ve özellikle 17-22 yaş arasındakilere bir süreliğine yurtdışında yaşamaların

 

 

 

 

 

 

 

 

Sizin hakkınızda bilgi alabilir miyiz?

1981 Yalova doğumluyum. Ortaokulu Özel Gökdil Koleji’nde, Liseyi Habire Yahşi Lisesi’nde bitirdikten sonra eş zamanlı olarak Akademi İstanbul’da İşletme İletişimi ve Halkla İlişkiler ve Eskişehir Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nde eğitimime devam ettim. 2000 yılında stajer olarak başladığım halkla ilişkiler sektöründe halen çalışıyorum. Tribeca İletişim Danışmanlık’ta başlayan kariyerime Zego İletişim, Adrena Advertising&Marketing ve akabinde yine Tribeca İletişim Danışmanlık’ta devam ettim. 2009 yılında Tribeca’nın kardeş firması olan Kuzguncuk Pr’da Genel Müdür olarak çalışmaya başladım. Hem operasyonel PR hem de event yönetimi ile ilgili çalışıyorum.

Yurtdışında ne zaman, hangi okulda eğitim aldınız?

2001 yılında Kanada’da dil eğitimi aldım. PLI’da iş İngilizcesi ile ilgili eğitimimi tamamladıktan sonra marketing management ve brand marketing ile ilgili kısa sertifika kurslarına, workshoplara katıldım.

Yurtdışına çıkmaya nasıl karar verdiniz, gittiğiniz okulu nasıl seçtiniz?

Kolejde almış olduğum İngilizce belli bir süre sonra iş hayatımda yeterli olmamaya başlamıştı. Sadece konuşmak, yazmak ve anlamak değil, terim ve kullanımlarla ilgili eksikliklerimi gidermek için yurtdışına gitmeye karar verdim. Kanada ve Avustralya arasında kaldım ve sonunda Kanada’ya gitmeye karar verdim. Hem verilen eğitim hem de ülkenin sosyo-ekonomik durumu bu kararda bana yardımcı olan etkenler oldu. Ayrıca yurtdışında yaşamanın getireceği bütçe ve okul masrafları da etkendi. PLI seviyesinde bir okula İngiltere’de gitseydim çok daha fazla masrafım olacaktı.

Yurtdışında eğitim almak ve iş hayatına atılmak size ne tür kapılar açtı?

İş imkanları ve gelişiminden önce farklı bir ülkede o ülkenin kültürünü görmek çok daha faydalı oldu. Kendi ayaklarımın üzerinde durabilme ve farklı etnik kökenden bir çok insanla tanışma, yaşama fırsatı sağladı. Bu da güzel bir tecrübe oldu. Diğer taraftan halkla ilişkilerde İngilizce’yi çok fazla kullanıyorsunuz, özellikle de global firmalar varsa hizmet verdikleriniz arasında. Kanada tecrübemden sonra sunumlarda daha dik ve daha konuya hakim olduğumu fark ettim. Eskiden İngilizce yapacağım sunum öncesinde çok gerilirdim, yanlış bir şey söyleyecek miyim, acaba telaffuzda sorun yaşar mıyım ya da yabancı dinleyenlerden biri bir soru sorduğunda yanıtlayabilir miyim diye, artık böyle sıkıntılarım kalmadı. Sadece müşterilere yaptığımız sunumlarda değil, yurtdışında verdiğim eğitim ve seminerlerde de aynı rahatlığı yaşıyorum.

 

Bilmeden konuşunca insan komik duruma düşüyor

 

İş dünyasında yabancı dil ne kadar gerekli?

Globalleşen iş dünyasında İngilizce bilmek artık Türkçe bilmek gibi bir şey. Bunun yanında yeni bilezikler takmak gerekiyor. İtalyanca, Fransızca, İspanyolca, Japanca, Rusça gibi. İlla yurtdışı ile iş yapmak gerekmiyor, iş içinde kullandığımız bir çok terim zaten Türkçe değil İngilizce. Bunların nereden geldiğini, gerçekten ne anlama geldiğini bilmek gerekir. Bilmeden konuşunca insan komik durumlara düşebiliyor. Bizim sektörde çok sık kullanılan LCV kısaltması mesela, bir çok pr’cı bunu İngilizce olarak telaffuz eder ve bu gerçekten çok komik bir durum. LCV, Lüten Cevap Verin’in kısaltmasıdır. Bunu İngilizce okuyunca daha havalı olduğunu düşünenler var, oysa havalı değil direkt komik oluyor.

Kanada’da ne tür dostluklar edindiniz?

Bir çoğu ile halen görüşüyorum. Sadece Türkiye ziyaretlerinde değil, yurt dışında da bir kaç kez görüştük. İnternet üzerinden iletişimimizi hiç koparmadık. Hemen hemen herkes kendi ülkesine döndü belli bir süre sonra. Türkiye’ye geldiklerinde bir çoğu benim evimde kalır ve ben de aynı şekilde gittiğimde onlarda kalıyorum.

 

17-22 yaş arası en ideal zaman

 

Yurtdışında eğitim almayı düşünenlere neler tavsiye edersiniz?

17-22 arası kesinlikle yurtdışına çıkılmalı ve orada belli bir süre yaşanmalı. Bu çok ayrı bir tecrübe sağlıyor insana. Hem dünya bakışı olarak hem de yaşam tecrübesi olarak. Aslında bunu yaşla sınırlandırmak doğru değil ama erken yaşlarda çok daha özgür hareket edebiliyor insan, sonrasında iş hayatına girince o kadar esnekliklerimiz olamıyor ne yazık ki.

Paylaş:
Yazdır