Gamze Saraçoğlu, New York taki Parson s School of Design’dan mezun. İşletme yüksek lisansını yarıda bırakarak adım attığı yurtdışı eğitim, onun yaşamını şekillendirdi. Şimdi Nişantaşı’ndaki atölyesinde, kendi adıyla kıyafet

İşletme okuduktan sonra moda sektörüne geçmeye nasıl karar verdiniz? 

Hayalimde modacı olmak yoktu ama moda ile ilgili bir şeyler yapmak hep vardı. Üniversite sonrası babamın firmasında devam edeceğimi düşündüğüm için işletme eğitimi aldım. Tek çocuk olduğum için de işi devam ettirmem bekleniyordu. Üniversite bittikten sonra ise Marmara Üniversitesi’nde Pre-MBA eğitimi aldım. İlk yılın sonunda da ikinci yılı okumak için Amerika’da burs kazandım. O haberden sonra baba mesleği yerine mutlu olacağım işi yapmanın önemli olduğunu düşündüm ve moda okumaya kesin karar verdim. Her ne olursa olsun New York’a gidip şansımı deneyecektim! O zamana kadar da Parson’s School of Design’a zaten sürekli mail atıyordum hiç olmazsa yaz okuluna gideyim diye. Fakat hiç geri dönüş olmamıştı. En sonunda görüşmeye gittim ve yetenek sınavına girdim. Ardından çok iyi bir dereceyle sınavı geçtiğimi söyleyen bir mail attılar. MBA’e devam etmek yerine modayı seçtim. 

 

Eğitim boyunca ne tür zorluklarla karşılaştınız?

Açıkçası beklediğimden çok daha zor oldu. Çünkü Türkiye’de sanat eğitimini çok iyi almıyoruz. Benden yaşça küçük insanlar çok daha rahat çizim yaparken benim ilk başlarda hiçbir şeyden haberim yoktu. Ben de bunun üzerine ek dersler almaya başladım. Çizim dersleri ve sanat dersleri aldım. Okulu bitirdim bitirmesine ama çok ciddi zorlandım. Kendimi geliştirmek için çok çalıştım ve çok stres yaptım.

 

Nasıl bir çalışma temponuz vardı?

Sabah 9’da ders başlıyordu ama bu derse hazırlanmak için sabah 7’de okula gidip hazırlık yapmam gerekiyordu. Çünkü not alınacak dersler değildi, hepsi uygulama dersiydi. Okulda sadece 3 saatte bir 15 dakika aramız oluyordu. 21.00 gibi dersim bitiyordu ama verilen ödevleri yapıp hazırlık yapmam gerekiyordu ve saat 00.00 oluyordu. Çizimleri yapmaya oturduğumda ise saat 03.00’de kalkıyordum. Ve sabah 07.00’de tekrar okula gidiyordum. Çok zorlansam da okul bitti ve tam o sırada rahatsızlandım. ‘Insomia” (Uykusuzluk) hastalığına yakalanıyordum az kalsın. Tam 27 gün 1’er saat uykuyla durdum. Uykum bitti çünkü ve okul stresinden aldığım 10 kiloyu o süre içinde verdim. Kısacası çok iniş çıkışlı ve sağlık anlamında beni çok yoran bir dönemdi.

 

Mezun olduktan sonra ne yaptınız?

Okulu bitirdikten sonra Donna Karan’ın “Marketing and Designing Team” departmanında staja başladım ama vize sorunumdan dolayı işten ayrılmak zorunda kaldım. Vizeyi bekleme dönemini de evde bir şeyler yapıp butiklere satarak geçirdim. Şapkalar yaptım mesela… Ve her şey bu kadar iyi giderken annem rahatsızlandı ve Türkiye’ye dönmek zorunda kaldım. Türkiye’de de Beymen Club ve İpek Kremer’de çalıştıktan sonra kendi ofisimi açma kararı aldım.

 

Not: Yenibiriş.com’da yayınlanan röportajdan, gerekli izinler alınarak derlenmiştir.

Paylaş:
Yazdır