Ünlü tiyatro sanatçısı Nedim Saban, Robert Kolej’den mezun olduktan sonra tiyatronun kalbinin attığı şehir olan New York’a gidip, New York Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nü derece ile bitirdi.

Ünlü tiyatro sanatçısı Nedim Saban, Robert Kolej’den mezun olduktan sonra tiyatronun kalbinin attığı şehir olan New York’a gidip, New York Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nü derece ile bitirdi. Türkiye’ye döndükten sonra, 1992 yılında Tiyatrokare’yi kurdu. Aynı zamanda başta İkinci Bahar olmak üzere pek çok dizide de rol aldı. Nedim Saban’la yurtdışı eğitimi ve yeni projelerini konuştuk.

 

-Eğitim durumunuz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Türkiye de Robert Lisesi’ni bitirdim. Amerika da New York Üniversitesi Tisch School Of Arts Undergraduate BA ile mezun oldum. Daha sonra 2 yıl televizyon ve sinema okudum New York da. Yani New York daki eğitimim stajlarımla beraber 7 yıl sürdü. 

 

-Yurtdışına çıkmaya nasıl karar verdiniz, gittiğiniz okulu nasıl seçtiniz?

O dönem Türkiye de yönetmenlik bölümleri açılmamıştı. Robert Kolej de pek kötü bir öğrenci olduğum için nota bakarak değil, insan vasfına bakarak eleme yapan Bennington College a seçildim. Bu okulda sınav ve not yoktu. Öğretmenler sizin hakkınızda rapor yazıyordu. Çok başarılı bir yıl geçirdikten sonra, tiyatronun kalbinin attığı New York a gittim. Robert Kolej de dil öğrendiğim için şanslıydım. Direkt Shakespeare ile başladım. 

 

-Yurtdışında almış olduğunuz tiyatro eğitimi size ne tür kapılar açtı? Türkiye ye dönüşte nasıl faydalar sağladı?

Bildiklerimi unutmamı sağladı. Teori ile pratik zaten farklı ama Türkiye de ne yazık ki 18 yıl ağır geçti. Zaten New York daki arkadaşlarım tiyatromu Neil Simon ile açtığımda çok güldüler. Neil Simon sonuçta ticari bir yazar ve benim bitirme tezim 20. yüzyıl klasiklerinin doruğundaki İbsen üzerineydi.  

 

-Amerika ya ilk gidişinizde yabancı dil hiç sorun oldu mu? Genelde insanlar Türkiye de çok iyi yabancı dil öğrenmiş olsa da yurtdışında sosyal ortamlara girince bocalarlar, sizin de başınıza geldi mi?

Gelmez olur mu! Mesela on beş gün devamlı Swiss cheese yedim, peynir çeşitlerini bilmiyordum çünkü. Sonra Çin yemeklerini öğrendim yavaş yavaş. Kahvaltı ısmarlamak zor oluyordu. Yani teoriden pratiğe geçmek.

 

-Amerika da nasıl bir çevrede yaşadınız? Orada edindiğiniz dostluklar hala devam ediyor mu?

Facebook sayesinde eski arkadaşlarımı buldum. Bu arada tiyatro çevresindeki profesyonellerle ilişkimi hiç kaybetmedim. Hatta onlar Türkiye ye geldiğinde Google da beni arayıp bulmuşlar, çok fiyakalı oldu.

 

-Yurtdışında eğitim almayı düşünenlere neler tavsiye edersiniz?

Yurtdışında eğitim almak yeterli değil. Her okulun uzmanlaştığı branşlar var. Artık 21. yüzyılda okulların uzmanlığı ölçülüyor. 

 

-Yeni tiyatro ve sinema projeleri var mı?

Tabii. 2010 için alternatif bir proje gerçekleştirdik. Biliyorsunuz İstanbul Avrupa Kültür Başkenti seçildi ve ne yazık ki bu fırsatı geri tepti. Biz de Zülfü Livaneli'nin Leyla'nın Evi adlı romanını oyunlaştırdık. Oyun İstanbul'u anlatan bir alternatif proje. Çok heyecan verici. 

Paylaş:
Yazdır