New York Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji Bölümü’nde yüksek lisans yapmış olan Feyza Bayraktar, “Yurtdışı eğitim kişinin kendisini gösterebilmesini kolaylaştırıyor. Aynı zamanda yurt dışında tek başına ayakta kalmaya çalışmak

Yurtdışı eğitim özgüven kazandırıyor

New York Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji Bölümü’nde yüksek lisans yapmış olan Feyza Bayraktar, “Yurtdışı eğitim kişinin kendisini gösterebilmesini kolaylaştırıyor. Aynı zamanda yurt dışında tek başına ayakta kalmaya çalışmak özgüveni geliştirdiği için iş hayatında kendinizden daha emin hareket edebiliyorsunuz” diyor.

Amerika’ya gitme kararınızda ne etkili oldu?

Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık Bölümü’nden 2004 senesinde mezun oldum ve yüksek lisansımı tamamlamak üzere Amerika’ya gittim. Amerika’da yüksek lisans yapmak daha lisedeyken aklımda olan bir şeydi. Akademik anlamda dünyanın en iyi üniversitelerinden bir tanesinde uzmanlaşmak benim gibi mesleğini tutku ile seven biri için oldukça büyük önem taşıyor. Yurtdışında eğitim almak sağlanan zengin olanaklarla bilimsel alanda kişiyi geliştirdiği gibi, dünya görüşünü genişleten, empatiyi arttıran ve zor koşullarda ayakta kalabilmeyi öğreten bir deneyim. Üniversitede okurken pek çok yerde gönüllü staj yaptım ve bu staj deneyimlerim sırasında psikolojinin belli alanlarına daha çok merakımın olduğunu keşfettim. Fakat belli alanlarda uzmanlaşma Türkiye’de yeni gelişmeye başladığı için yurt dışına gitmemin daha iyi olabileceğini düşündüm.

Neden Amerika?

Amerika’yı seçme sebebim hem psikoloji alanında çok iyi üniversitelerin olması hem de çeşitli din, dil ve ırklardan insanları barındırdığı için beni sosyal ve kültürel anlamda da geliştirebileceğine olan inancımdı. Amerika’da 11 okula başvurdum ve hepsinden kabul aldım. Sonrasında gidip okulları gördüm, akademisyenlerle konuştum ve New York Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji Bölümü’ne girdim ve 2004’te yüksek lisansa başladım.

Bu dönemde hiç iş deneyiminiz oldu mu?

New York’ta okurken aynı zamanda Princeton Üniversitesi hastanesi klinik staj bölümüne de kabul edildim. Sabahtan akşama kadar ve tatillerde hastanede çalıştım. Aynı zamanda haftanın belli günleri New York’ta bir klinikte psikolog olarak çalışıyordum. Princeton’daki klinik çalışmam bittikten sonra New York’taki kliniğe ağırlık verdim ve Columbia Üniversitesi Hastanesi Araştırma Bölümü’nde araştırmacı olarak çalıştım. Aynı zamanda New York Üniversitesi’nde araştırma asistanı olarak görev yaptım. Dolayısıyla Amerika’daki iş deneyimlerim, benim hem araştırma hem de klinik alanda gelişmeme yardımcı oldu.

Amerika’da aldığınız bu eğitim size ne tür kapılar açtı?

Yabancı kaynaklardan yararlanmak, yabancı eğitimlere katılmak, uluslararası araştırmalarda yer almak kendimi daha çok geliştirmeme katkıda bulundu. Kurduğum profesyonel bağlantılar da dünyada psikoloji alanındaki gelişmelerden haberdar olmamı sağlıyor. Ayrıca CV’nin akademik ve iş alanında kuvvetli olması saygınlığı arttıran bir durum. Bu da profesyonel alanda daha rahat iş bulmanızı ve belli bir otorite haline gelebilmenizi kolaylaştırabiliyor. Yurtdışı eğitimi kişinin kendisini gösterebilmesini kolaylaştırıyor. Aynı zamanda yurt dışında tek başına ayakta kalmaya çalışmak özgüveni geliştirdiği için iş hayatında kendinizden daha emin hareket edebiliyorsunuz.

Orada ne tür arkadaşlıklar edindiniz, nasıl bir çevrede yaşadınız?

Ben New York’ta yaşadım. Dünyanın en kozmopolit şehirlerinden biri. Dünyanın hemen her köşesinden insan vardı. Okumaya gelen öğrenciler kadar kendi ülkesinde iş imkanı bulamayan pek çok kişi de çalışmak için gelir New York’a. New York, eğitim, kültür, sanat kadar eğlencenin de oldukça bol olduğu bir şehir. İstanbul’a pek çok açıdan benziyor. Her ülkeden insan barındırdığı için çok farklı kültürleri ve lezzetleri bir arada bulunduruyor. Amerika’nın değişik yerlerinden gelen arkadaşlarım olduğu gibi, İspanya, İtalya, Kanada, Japonya ve Çin’den de arkadaşlarım oldu. Kanadalılar genel olarak çok kibar ve saygılı, Amerikalılar dakik, prensipli, özgürlüğüne düşkün, gelecek odaklılar, İspanyol ve İtalyanlar sıcak, Japon ve Çinliler çalışkan ve geleneklerine bağlılar. Diğer ülkeler ve insanlar hakkında çok şey öğrendim. Diğer ülkelerin Türkleri ne kadar yanlış tanıdıklarının, Türkiye hakkında ne kadar az şey bildiklerinin farkına vardım. New York Üniversitesi’nde öğrenci konseyi başkanı olup Türkiye’yi tanıtıcı aktiviteler düzenledim; örneğin Türk Mutfağı günü gibi. Çok sıkı dostluklarım oldu; hala beni Türkiye’ye ziyarete gelen arkadaşlarım benim de yurt dışında ziyaret ettiğim arkadaşlarım oluyor.

Yurtdışına eğitim amaçlı gidecek öğrencilere neler tavsiye edersiniz?

Yurtdışına çıkacak öğrenciler gidecekleri okulu iyice araştırsınlar, daha önce o okula gitmiş kişilerle konuşsunlar, oradaki hocalara e-mail atıp akıllarına takılan soruları sorsunlar. Mümkünse okulu ve ortamı gidip görsünler, orada yaşayıp yaşayamayacaklarını ölçüp biçsinler. İstanbul’da doğup büyüyen biri için orta Amerika’da ıssız bir yerde yaşamak çok zordur veya Anadolu’da sakin bir kasabada yaşayan biri için New York gibi bir şehir zor olabilir. Okulun, okul popülasyonunun ve şehrin yapısının kişinin geçmiş yaşamı, ailesi, kişilik özellikleri ile benzerlikleri ve farklılıkları göz önünde bulundurulmalı. Orada boş zamanlarında okulun sosyal aktivitelerine katılmak, değişik ülkelerden arkadaşlar edinmeye çalışmak ve çalışacağı sahalarda uzmanlarla tanışmak ve eğitimlere katılmak kişiyi hem profesyonel hem de sosyal iletişim alanında geliştirecektir. O uzmanlarla tanışabilmenin en iyi yolu da kariyer eğitim ve seminerlerine katılmaktır.

İngilizceyi en iyi konuşarak öğrenebilirler. Bu yüzden anadili İngilizce olan arkadaşlar edinmek, onlarla birlikte yaşamak oldukça önemli. İngilizce kitap, dergi okumak, yabancı kelimeleri araştırmak, İngilizce yazı yazmak ve film seyretmek, İngilizce düşünmeye çalışmak da İngilizceyi geliştirmekte yarar sağlar.

 

 

Paylaş:
Yazdır