İNGİLTERE
Yüz ölçümü : 129,720 km
Nüfus : 50 milyon
Başkent : Londra
Etnik Guruplar : Anglo-Sakson, İskoç, İrlandalı, Pakistanlı, Hindistanlı
Din : Hristiyan (ingiliz kilisesi), Müslüman, Hindu
Dil : İngilizce
Hükümet : Parlementer Demokrasi
Gayri Safi Milli Hasıla : 125,4 milyar US$
Fert Başı GSMH : 21,200 US$
Yıllık büyüme : %3
Enflasyon : %3
Önemli Endüstriler : Bankacılık ve finans, çelik, ulaşım araçları, petrol ve turizm
Para birimi : İngiliz Sterlini
Uçuş süresi : 4 saat
Saat farkı : 2 saat geri
İngiltere, Batı Avrupa'da bulunan Büyük Britanya adasındaki Birleşik Krallığa bağlı bir devlettir. İngiltere'nin bağlı olduğu Birleşik Krallık, Büyük Britanya adası ülkeleri (İngiltere, Galler ve İskoçya) ile İrlanda Adası'nda yeralan Kuzey İrlanda'dan oluşur.
İklim
Ülkede nemli deniz iklimi hakimdir. Yazları serin kışları ılık olur. Kışın özellikle kuzeyinde kar yağışı beklenebilir. Yıl boyunca yağmur yağışı görülür. Yağış en çok Kasım ayında gerçekleşir.
Ortalama sıcaklık : Yazın 17 C / kışın 6 C
Giyim
Yıl boyunca yağış olduğu için sürekli olarak yağmurluk veya şemsiye, yazlar ince kışlar ise kalın kıyafetler bulundurmalısınız. Restoranlarda ceket, kravat gerekebilir.
İngiltere olarak adlandırdığımız yer aslında Büyük Britanya’nın oluşturduğu 4 bölgeden sadece biridir. Yani İngiltere aslında Büyük Britanya adasıdır. Diğer 3 bölge ise İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler’dir. Seçkin eğitim kurumlarına ve köklü eğitim sistemine sahip olan İngiltere doğal güzellikleri, geleneksel yapısı ve farklı kültürüyle her yıl yüzlerce yabancı öğrenciye ev sahipliği yapmaktadır.
İngilizlerin alışılageldiğimizin dışında bir yaşam tarzları vardır. İnsan ilişkilerinde mesafelidirler, hiç kimse hiç kimsenin işine karışmaz, dedikodu, tamah ve kıskançlık gibi duygular bu yüzden oldukça asgari düzeydedir. Onlar için nezaket en önemli yaşam ilkesidir. İngilizlerin başka bir özelliği, parlementer sistemin yanı sıra, hanedanlığın devam etmesidir. Kral, kraliçe, prensler ve kontlar gibi. İngiltere de bu yüzden tarihe bağlı bir yaşam biçimi, bozulmadan tüm karakteristiği ile devam etmektedir. İngiltere dendiğinde insanların aklına hep yağmur gelir. İngiltere de güney, batı tarafına göre daha az yağmurludur. Kış ayları çok soğuk geçmez. Kuzeye çıkıldıkça iklim sertleşir.
Günümüzde her konuda giderek artan rekabet ortamı nedeniyle insanların İngilizce’ye ihtiyaçları ve beklentileri de artmaktadır. İnsanlar, mümkün olan en kısa zamanda genellikle mümkün olamayacak kadar kısa zaman diliminde yerine getirmek istedikleri çok özel lisan gereksinimlerine sahiptir. Örneğin; günümüzde Avrupalıların lisan eğitimi için İngiltere’ye gelme süreleri ortalama 2-3 haftalık sürelere inme eğilimindedir. Bununla beraber Latin Amerika veya Asya gibi daha uzun mesafelerden İngiltere’ye gelen öğrenciler çok daha uzun süre İngilizce eğitimi almaktadırlar.
Öğrencilerin En Çok Tercih Ettiği Şehirler
Central london : Londra dünyanın en heyecan verici başkentlerinden birisidir. Cazibesi dünya çapında ünlü olup nefes kesici cafe, tiyatra, sinema, sanat galerisi, klüp ve etnik açıdan çeşitli restoran yelpazesi sunar. Nehir kenarında veya muhteşem park ve bahçelerde yürüyüşün keyfini çıkartabilirsiniz. Alışveriş ve dolaşma olanakları açısından, dünyanın en iyilerindendir. St. Paul’s Katedrali, Buckingham Sarayı, Trafalgar Square, London Square, Oxford Street dükkanları, Covent Garden, National Gallery. Londra’da yapılacak ve görülecek şeyler asla bitmez. Yürüyerek, otobüsle, geniş metro sistemiyle, taksi veya trenle ulaşımınızı rahatça sağlayabilirsiniz. Londra’da en çok zorlanacağınız şey her gün ne yapacağınıza karar vermek olacaktır.
Cambridge : Cambridge üstün akademik ünüyle dünyadaki en tanınmış üniversite şehirlerindendir. Yıllardan beri dünyanın bir çok yerinden öğrenciler, İngilteri’nin en iyi öğretmenleriyle çalışmak için Cambridge’e gelmektedir. Muhteşem kolej binaları, kitapçılar ve kafeleri ile sakin River Cam’i, şehre eşsiz bir cazibe ve karakter katar. Ratlamak için ,nehir kenarında huzur veren bir yer seçebilir veya şehrin çevresini görmek için bisiklet kiralayabilirsiniz. Londra ise sadece 50 dakikalık mesafededir.
Oxford : Oxford uluslar arası üne sahip geleneksel bir üniversite şehridir ve her zaman dil öğrencileri için popüler olmuştur. Oxford’da binalar tarihi yansıtsa da, dünyanın dört bir yanından gelen öğrencilerle yaşam canlı ve hareketlidir. Sanat galerilerine, diskolara, Pazar ve konserlere gidebilirsiniz. Bu şehrin canlı ortamına ayak uydurmamaya imkan yoktur.
Brighton : İngilteri’nin ılıman iklimli güney kıyısında canlı bir sahil şehridir. Muhteşem tarihi mimarisi ile gelişen bir kozmopolit toplumdan beklediğimiz tüm olanaklar; tiyartro, sinemalar, müzeler, sanat galerileri, spor ve eğlence tesisleri vardır. Ayrıca üstün bir mağaza ve restoran yelpazesiyle, ünlü gece hayatından yararlanabilirsiniz. Daha da macera isterseniz, Londra’ya mesafe bir saatten azdır.
Bournemouth : Canlı deniz kenarı ve yoğun üniversite bölgesi olan Bournemouth yılın hangi zamanı olursa olsun İngilizce öğrenmek için ideal bir yerdir. Bournemouth İngilteri’nin güney sahilinde kurulmuş bir tatil yöresidi: kumsalları, canlı restoranları, kafe ve alışveriş imkanlarıyla çok güzel bir yerdir. 10.000’in üzerindeki İngiliz öğrencilerle yabancı öğrenciler çok güzel bir atmosfer oluşturmaktadır. Bournemouth yakınında New Forest piknik için ideal ve purbecks sahil yürüyüşleri için ideal yerlerdir.
Bölge Seçimi
İngiltere’de hemen her bölgede bir lisan okulu bulmak mümkündür.Bu okulların büyük bir bölümü Londra, Cambridge, Oxford, Brighton ve Bournemouth gibi öğrencilerin en çok tercih ettiği biyük merkezlerde toplanmıştır.
İngiltere deyinece akla gelen ilk şehir Londra olmaktadır. Ancak tecrübelerimize dayanak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz, Londra sağlıklı bir pratik yapma açısından İngiltere’nin en dezavantajlı bölgesidir. Çok sayıda Türk olması bir yana ayrıca çok sayıda yabancı göçmenin yaşadığı bir yer olması sebebiyle İngiliz nüfusunun oran olarak en az olduğu yerdir.
Hayat şartlarının en pahalı bölge olduğunu ayrıca göz önünde bulundurmalısınız. Londra’da eğitim görmeyi tercih edenler genellikle iş bağlantısı olan veya iş bağlantıları kurmayı hedefleyen işadamları yada uzun süreli eğitim görecek ve pat-time çalışmayı planlayan öğrenciler olmaktadır. Brighton, Bournemouth gibi güneyde olan şehirler maliyetler açısından İngiltere’nin en ekonomik bölgeleridir. Son derece kaliteli eğitim veren bu bölgelerdeki okullara karar verirken Temmuz – Ağustos aylarında dikkat etmelisiniz. Çünkü yaz döneminde tatil amacını ön planda tutan ve genellikle 2 yada 3 hafta için eğitim almaya giden öğrencilerin çok tercih ettiği bir bölge olmaktadır. Yaş ortalaması da oldukça düşmektedir. Dolayısıyla ciddi eğitim amacıyla giden öğrenciler bu dönemde eğitim verimliliğinin düşmesi nedeniyle (okul dışı koşullarının etkisiyle) hayal kırıklığına uğrayabilirler.
Cambridge ve Oxford gibi şehirlerde ise yıl boyu kaliteli ve güvenilir eğitim sunan okullar bulunmaktadır. Tek dezavantajı diğer bölgelere kıyasla yaklaşık %10-15 oranında daha pahalı olmasıdır.
EĞİTİM
İngiliz eğitim sistemi de en az Amerikan eğitim sistemi kadar karmaşık bir yapıya sahiptir. Bunda ülkenin sanayileşmiş ve modernleşmiş sosyo-politik yapısı kadar, yüzlerce yıllık birikim de etkili olmaktadır.
İngiltere’deki üniversite programları diğer ülkelere göre daha kısa sürelidir ve ücretleri kıyaslanabilir düzeydedir. Örneğin İngiltere’de bir lisans programında bir yıllık eğitim almanın masrafı, ABD’deki bir özel üniversiteden %11 daha düşüktür.
En önemlisi, İngiltere’de üniversite eğitiminin 3 master eğitiminin 1 yıl sürmesi, sizlerin daha kısa sürede ve az para harcayarak eğitiminizi bitirmenizi ve 1 yıl öncesinden iş hayatına girip para kazanmanızı sağlar.
İngiltere’de iki tür yüksek öğrenim kurumu vardır. İlki; her düzeyde kendi derecelerini verme yetkisine sahip üniversiteler (lisans, yüksek lisans, araştırma ve doktora üstü dereceleri de dahil). İkincisi ise; yüksek öğrenim yüksekokulları ya da enstitülerdir. Bunlardan bazıları da kendi derecelerini verirler ancak büyük çoğunluğu bir üniversiteye bağlı olarak bu dereceleri sunarlar.
İngiltere’de yüksek öğrenim kurumları verdikleri dereceler bakımından birbirlerine benzer ancak aynı zamanda mümkün olabildiği ölçüde de çeşitlilik gösterirler. Bu kurumlar farklı yüzyıllarda kurulmuştur ve örneklerin de gösterdiği gibi hepsini uzmanlaştıkları alanlar ve güçlü oldukları konular farklıdır.
*Bazı üniversiteler beşyüzyıldan daha eskidir.
*Büyük kentlerdeki üniversitelerin çoğu geçen yüzyıl sonlarında kurulmuştur.
*1960’larda yeni kuşak üniversiteleri kurulmuştur. Bunlar genelde ferah kampüslerde kırların ortasında yer alır. Bu üniversitelerin çoğu, konu birimleri çerçevesinde ilgili konuları kapsayan diploma derecelerinin verildiği sistemin gelişmesine öncülük etmişlerdir.
*En son kuşak üniversiteler ve yüksekokulları 1992’de kurulmuştur. Bu tarihte 30 politeknike üniversite olma statüsü verilmiştir. Politeknikler 1960’larda bulundukları bölgeye hizmet amacıyla kurulmuşlardı. Bu kurumlara üniversite statüsü verilmesi bunlarında kurumsallaşmış üniversitelere eşit olduğunun bir göstergesiydi. Ancak bu kurumlar daha geniş mesleki eğitim seçeneği de sunmaktadır.
*İngiltere’de yalnızca bir özel üniversite vardır: Buckingham Üniversitesi. Bu kurumun resmi bir sözleşmesi ve tüm diğer İngiliz yüksek öğrenim kurumlarında olduğu gibi yüksek kaliteli bir yeterlilik derecesi programı vardır.
*Bazı yüksek öğrenim kurumları uzaktan öğrenim kurslarında uzmanlaşmışlardır. Böylece okul bırakma yaşından sonra ileri eğitime devam etmek isteyen yetişkinlere ikinci bir eğitim olanağı sağlanır.
Son yıllarda daha fazla öğrencinin öğrenim görmesi için İngiltere’de yeni üniversiteler kurulmuş ve var olanlar da genişletilmiştir. Günümüzde yirmi yaşın altındaki İngiliz nüfusunun yaklaşık üçte biri, bir üniversite ya da yüksek okula kayıtlıdır. Bu oran on yıl önce sekizde birdi.
Ancak bu yaygınlaştırma süreci boyunca İngiltere’de verilen derecelerin niteliği titizlikle korunmuştur.
Köklü ve dinamik bir eğitim sistemine sahip olan İngiltere’de üniversite ve yüksekokullar, verdikleri eğitimin kalitesi ile ün yapmış ve saygınlık kazanmıştır. Bu kurumların verdikleri dereceler tüm dünyada tanınmaktadır.

İngiltere’de akademik yıl genellikle Eylül ya da Ekim aylarında başlasa da öğrencilerin okullara kabul edilebileceği farklı tarihler de mevcuttur. Çünkü bazı yüksek öğretim kurumları dönem esasıyla çalışırlar. Özellikle de araştırma öğrencileri öğrenim yılının herhangi bir yerinde okula başlayabilirler. İngiltere’de üç dönemli bir eğitim sistemi vardır. Noel ve Paskalya zamanlarında tatiller ve Ağustos ayının tamamı ile Temmuz ve Eylül aylarının bir kısmını kapsayan uzun bir yaz tatili vardır. Her bir dönem on-on dört hafta uzunluğundadır. Dönemler genellikle okullar ve yüksekokullar için daha uzun, üniversiteler içinse daha kısadır.
İngildere’de yaklaşık 1500 civarında dil eğitimi sunan okul bulunmaktadır. Bu okullardan yaklaşık 350’si İngiliz hükümetinin (British Council) denetimine tabidir. Dolayısıyla kalitesi ve güvenilirliği onaylanmış bu okulları tercih etmelisiniz. Onaylı olan bu okullar ayrıca kendi aralarında farklı dernekler içinde tanıtımlarını yapmaktadırlar. Bu dernekler Arels, Eapuals ve Baselt’tir.
ARELS (The Association of Recognised English Language Services) İngiltere’de İngilizce lisan eğitimi konusunda kaliteli hizmet veren okullardaki standartların (eğitim, konaklama ve hizmet) yükselmesini sağlamak ve mevcut standartların tatmin edici düzeyde olup olmadığını denetleyen bir kuruluştur. Yaklaşık olarak 200 civarında eğitim kurumu Arels üyesidir.
BASELT (The British Association of State English Language Teaching) İngiltere’de İngilizce eğitim konusunda tecrübe kazanmış devlet okullarının üye olduğu bir kuruluştur. Baselt devlet okullarını tanıtma, lisan eğitim standartlarını koruma ve geliştirme amacıyla kurulmuştur. Devlet okullarının başlangıç dönemleri Eylül, Ocak ve Nisan aylarıdır ve dönemler genellikle 10-12 hafta arasında değişmektedir. Yaz dönemlerinde de eğitime devam eden bazı okullar bulunmaktadır.
EAQUALS (Europan Assocation for Quality Language Services) Daha önceleri ARELS üyesi olan ve diğerlerinden çok daha kaliteli eğitim verdiklerine inanan bazı okullar ARELS’ten ayrılarak Eaquals olarak ayrı bir kurumlaşma yoluna gitmişlerdir. Gerçekten de sundukları eğitim kalitesi tartışılmaz olan bu okullar aynı zamanda İngiltere’nin en pahalı okulları arasındadırlar.
Part –Time Çalışma İzni
Altı aydan uzun süre İngiltere’de eğitim görecek öğrenciler akademik dönem içerisinde haftada 20 saat çalışma iznine sahip olabilirler. Böylece öğrenciler hem cep harçlıklarını kazanırken çalışma hayatı hakkında da genel bir bilgi edinmiş olurlar hem de sosyal yaşamla kaynaşmaları kolaylaşır.
Günlük Hayat
İngiltere gerek öğrenim gerekse turistik amaçlı ziyaretçiler için dünyadaki en güvenilir ve konuksever yerlerden birisidir. Şiddet içeren suçlarla karşı karşıya gelmeniz oldukça enderdir. İngltere polisi hala silah taşıma ihtiyacı duymamaktadır. Herhangi bir şehirde dininizi ve etnik kökenlerinizi paylaşan bir topluluk ve ibadet edebileceğiniz bir yer bulabilirsiniz. İngiltere çok kültürlü bir toplumdur. Ayrıca dünyadaki her mutfaktan örnekler sunan lokantaları vardır. Mastercard, Visa ve American Express kartları yaygın olarak kabul edilir. Perakende satıcılar kredi kartı ile ödeme yapıldığında daha yüksek fiyat verme hakkına sahiptir, fakat bu durumda böylesi bir uygulama yaptıklarını açıkça belirtmeleri zorunludur. Gerçekte ise, bunu nadir olarak uygularlar.
Giyim
İngiltere’ye vardıktan sonra, havanın nasıl olacağını merak ediyor olabilirsiniz! Hava değişken olmakla birlikte, Londra’da genellikle ülkenin batı yarısına kıyasla daha az yağmur yağar, güney kesimlerde de kuzey kesimlerden daha az yağar. Kış ayları genellikle çok soğuk olmaz ve ısı sıfırın altına nadiren düşer; fakat Ocak ile Şubat en soğuk aylardır ve genellikle Kuzey İngiltere ve İskoçya’da kar yağar. Mart ile Mayıs ayları arasında hava ılık güneşli günler ile sert rüzgarlı ve sağanak yağışlı günler arasında değişir. Haziran ile Ağustos arası ısı 30 dereceyi aşabilir, fakat genellikle gündüz saatlerinde 20-25 derece arası değişir. Eylül sonları ile Ekim genellikle pırıl pırıl serin günlerden oluşur. Kısacası, katmanlar halinde giyinmenizi ve dışarı çıktığınızda muhakkak yağmura karşı hazırlıklı olmanızı öneririz.
Sağlık
İngiltere’de hükümetin finanse edip yürüttüğü bir NHS (National Health Service) bulunuyor. İngiltere'de yaşamak veya seyahat etmek ciddi sağlık riskleri içermemektedir, sadece rutubet ve soğuktan kaynaklanan nezle, grip veya romatizma gibi rahatsızlıklarınız olabilir. Yiyecek ile ilgili yasal uygulamalar oldukça katı olduğundan besin maddeleri ile ilgili bir sorunuzuz olmayacaktır. Çeşme suyu içilebilir durumdadır ancak içindeki kimyasal maddelere alışabilmeniz biraz zaman alacaktır.
İngiltere'de herhangi bir şekilde ikamet edenler ücretsiz olarak İngiliz Ulusal Sağlık Hizmetinden yararlanabilirler. Bunun anlamı ülkeye girişinizde sağlık sigortası yaptırmanız zorunlu değildir. 6 ay üzeri ülkede ikamet edecek olanlara (bu arada 6 aydan daha uzun süreli eğitim programlarına kayıt yaptıranlaran yabancı öğrencilere) kamu fonlarına yük olmasına izin veren bu sistemde sağlanan sağlık hizmetleri acil durumlardaki tedavi ve bazı bulaşıcı hastalıkların tedavisi hizmetleri ile sınırlıdır. Kalacağınız süre 6 aydan az ise mutlaka sağlık sigortası yaptırmalısınız.
Gelenek ve Görenekler
İngiltere’de her konuda olduğu gibi gelenekler ve davranışlar sosyal sınıflara göre farklılık göstermektedir.
• İş dünyasında hediye değişimi pek görülen bir olay değildir, çok özel olaylar karşısında yapılır ve İngilizler'in bu yönde beklentileri olmadığı gibi günlük hayatlarındada böyle bir alışkanlıkları yoktur. Eğer hediye vermek sizin için bir onurlandırma yöntemi ise hediyeyi zevkli ve mütevazi bir fiyattan seçin ki bu herhangi bir şeklide rüşvet olarak algılanmasın. Hediye yerine arkadaşlarınızı yemeğe veya tiyatroya davet etmeniz daha kabul gören bir davranıştır. İngilizler genel olarak resmi ve muhafazakar insanlardır. Duygusal veya abartı tarzdaki fiziksel hareketlerden hoşlanmazlar ; bunun yerine sakin ve kontrollü duygulardan ve hareketlerden hoşlanırlar.
• Tokalaşma İngiltere'nin her yerinde standart bir selamlaşma aracıdır.
• İş dünyasında ise bir kişiye sadece ön adı ile seslenmek oldukça kötü bir davranıştır. Doğru olan soyadlarının başına Bay, Bayan, Doktor, Profesör gibi unvanlarının eklenmesi ve bu şekilde hitap edilmeleridir.
• Eğer evinizde parti veriyorsanız komşularınızı da davet etmek son derece nezaketli bir davranış olacaktır. Ancak elbette ki sizin yaş grubunuzdalarsa.
• Evinizde çalışan işçilere servis yapmak gibi bir zorunluluğumuz yoktur. Ancak çok yoruldukları zamanlarda bir fincan çay ve bisküvi yeterlidir.
• İngiltere’de birisiyle tanıştırılırken tanıştıran kişinin sözü bitmeden asla söze karışmayın.
• İngiltere’de alışveriş yaptığınızda kasaya veya birine para öderken mutlaka parayı kasiyerin eline verin. Türkiye'deki gibi parayı tezgaha bırakmak çok büyük saygısızlık olarak görülür.
• İngiltere’de bir diğer özen gösterilmesi gereken konu da dakikliktir. Özellikle de davetlere geç katılmanız özellikle de yemek davetlerine affedilmez bir davranış olacaktır. Aynı şekilde düğünlere de geç katılmak hoş bir davranış değildir.
• İngiltere’de yemeğe davetliyseniz eliniz boş gitmeniz doğru olmaz. Küçük bir hediye götürmelisiniz. Çiçek , çikolata olabilir.
Tarih
İngiltere tarihi, 5. yüzyılda Britanya Adasına Anglosaksonların ayak basmasıyla başlar. Anglosaksonlar kendi adını verdikleri adaya yerleşip, 6 ve 7. yüzyıllarda birbirine rakip küçük krallıklar kurdular. Sekizinci yüzyılda Roma ve İrlanda'nın etkisiyle Hıristiyanlığı kabul eden Anglosaksonlar, Avrupa'yı da etkileyen bir medeniyet meydana getirdiler. 795'te başlayan İskandinav istilası 11. yüzyılın başına kadar birkaç defa tekrarlandı. Daha sonra Danimarkalı Büyük Knud, adayı tamamen fethetti.Anglosakson Hanedanından Edward (1042-1066) birliği tekrar kurdu. Avrupa ile ilişkiler İngiltere Krallığı ile Fransa Krallığını sonu gelmez savaşlara sürükledi. Bunların başlıcası 1337-1453 seneleri arasında süren Yüzyıl Savaşlarıdır.Üçüncü Henry, Galler ülkesinde uç beyliklerinin gelişmesini destekledi ve 1170 yılında İrlanda'da "Pale" sömürgeleri kuruldu. Birinci Edward, Galler ülkesini fethetti. Etkisini İskoçya'ya kabul ettirmeyi denedi. Daha sonra 14 ve 15. yüzyıllarda İngiltere Krallığı birtakım sosyal, dini, siyasi karışıklıklara sahne oldu. Monarşi otoritesini parlamento aracılığıyla millete kabul ettiren Yedinci Henry ve Sekizinci Henry (1458-1541) düzen ve birliği sağlamlaştırdılar.Birinci Elizabeth'in uzun ve başarılı saltanatında İskoçya'da İngiliz etkisinde farklılık görülmeye başlandı. Daha sonra İskoçya Kralı Birinci James İngiltere kralı oldu. 1707 yılında iki krallığı birleştiren bir antlaşma imzalandı. Bu tarihten sonra Büyük Britanya tarihi başlar.On sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda Britanya büyük bir sanayi devleti olarak ortaya çıktı. Bunun yanında çeşitli yerlerde kurdukları sömürge devletleri ülke ekonomisinin gelişmesinde çok faydalı oluyordu. On dokuzuncu yüzyılın başlarında Avustralya, Kanada, Hindistan,Afrika'da bazı devletler, Karayib Adaları ve Hong Kong gibi dünyanın büyük bir kısmına yayılan dev bir sömürge imparatorluğu vardı. Bu sömürgelerin bir kısmı 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında ayaklanmalarla yavaş yavaş bağımsızlığını ilan ettiler. Yirminci yüzyılın başlarında çıkan Birinci Dünya Savaşına giren İngiltere, savaşın sonunda imparatorluğun en geniş sınırlarına ulaştı. 1929-1930 dünya ekonomik buhranı büyük ölçüde İngiltere'yi de etkisi altına aldı. 1922 yılında bir ayaklanmayla İrlanda, Birleşik Krallıktan ayrıldı ve 1949'da İrlanda Cumhuriyeti kuruldu. İrlanda Adasının kuzeydoğusunda kalan kısmı Birleşik Krallığa kaldı.İkinci Dünya Savaşına katılan İngiltere galip bir devlet olarak savaştan çıktıysa da, süper devlet olma niteliğini kaybetmeye başladı. İngiltere'de İkinci Dünya Savaşından sonra günümüze kadar pek çok hükümet değişikliği oldu. Muhafazakar ile işçi partileri arasında iktidar el değiştirmektedir. Britanya, Birleşmiş Milletlerin, NATO'nun ve AET'nin aktif bir üyesidir.
Coğrafya
Kuzey-güney doğrultusunda uzun bir ada olan Büyük Britanya'nın batı kesimi genellikle dağlıktır. Ancak yükseklikler fazla değildir. İskoçya'da Ben Nevis tepesi 1.340 m, Galler'de Snowdown Tepesi 1.084 m'dir. Bütün ada hafif tepelerle düzlükler halinde uzayan çayır ve ağaçlıklarla kaplı yeşil bir ülkedir. İklim batıdan gelen okyanus etkisiyle yumuşak ve nemlidir. Batı kesimi daha çok yağış alır. Yıllık yağışlar 700-1.200 mm arasında değişir. Mevsimler arası sıcaklık farkı da çok azdır (Londra'da Ocak ayı ortalaması 5 C°, Temmuz ayı ortalaması 16,7 C°). Adanın en geniş yeri 130 km'yi geçmediği için ırmaklar kısadır. En önemli ırmaklar Thames, Trene, Severn'dir.
Nüfus
İngiltere kalabalık bir ülkedir (km² başına 377 kişi). Nüfus 18. ve 19. yüzyıllarda çok artmış, ülke bu nüfusu besleyemediği için halkın bir bölümü Amerika'ya göçmüştür. Günümüzde, doğumların azalması nedeniyle (binde 14'ten az) nüfus artışı durmuş gibidir. Ülkede %2'ye varan yoğunlukta yabancı (Zenci, İrlandalı, Hintli, Pakistanlı, Kıbrıslı vb.) bulunmaktadır. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra sömürgelerin elden çıkması ve ekonomik bunalımın büyümesi sonucunda İngilizler ile azınlıklar arasında boyutları çatışmalara varan bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Nüfus dağılışı oldukça dengesizdir. Dağlık kesimler hemen hemen ıssız gibidir. Tarım bölgeleri buralara oranla kalabalıktır. Nüfusun büyük çoğunluğu sanayi merkezi olan kentlerde toplanmış durumdadır (kentleşme oranı %90). Bu durumuyla İngiltere dünyada kentleşme oranı en yüksek ülkedir. Nüfusun %40'ı yüzölçümü ülkenin %4'ü kadar olan ve içlerinde altısının nüfusu milyonu aşan birbirine yakın kentler de bulunmaktadır.
Ekonomi
Çalışan nüfusun %40'ını endüstri kollarındakiler oluşturur. İngiltere endüstri devrimini Avrupa'da ilk gerçekleştiren ülkedir. Endüstri 18. yüzyıl'ın ikinci yarısında zengin taş kömürü yataklarının işletilmesiyle başlamıştır. Günümüzde taşkömürü üretimi azalmıştır (yılda 122 Mt) ve hepsi iç tüketimde kullanılmaktadır. Enerjinin ancak üçte biri kömürden sağlanmaktadır. Buna karşılık hidrokarbon üretimi artmıştır. Bunun önemli bir bölümü (53 Mt petrol, 40 milyar m³ doğalgaz) Kuzey Denizi'nden çıkartılmaktadır. Yine de yılda 20 Mt petrol dışalımı yapılmaktadır. Elektrik üretimi 288 milyar kwh'yi bulur ve bunun 37 kwh'si nükleer santrallardan sağlanır. Çelik üretimi, çoğu dışarıdan satın alınan demir cevherinden olmak üzere yılda 20 Mt kadardır. Gemi yapımı ve motorlu taşıt endüstrileri çok gelişmiştir (2 milyona yakın taşıt, bunun %80'i binek otosu). Uçak sanayi ile birlikte daha birçok sanayi dalını bunlara eklemek gerekir (takım tezgahları, tarım ve demiryolumakineleri, elektrikli makineler vb.)
En eski endüstri kolu tekstildir. Ancak eski önemini yitirmiş durumdadır. Bununla birlikte dışarıdan alınan pamuk ve hem yerli hem ithal yünle yılda 90.000 ton pamuklu, 185.000 ton yünlü üretilmektedir. Sentetik tekstil üretimi ise 400.000 ton dolayındadır. Kimya endüstrisi tekstile göre daha yeni olmasına karşın büyük bir hızla gelişmiştir. Petrokimya sanayinin (plastik madde, sentetik iplik, kauçuk, vb.) önemi de diğer kimya dallarına (gübre, boya, sabun, vb. üretimi) göre daha fazladır.
Endüstrinin yanında tarım ikinci plandadır. Çalışan nüfusun ancak %5'i tarım alanındadır. Gerçekte doğal koşullar da tarıma pek elverişli değildir. Yetiştirilen başlıca ürünler; buğday (5-10 Mt), patates, şeker pancarı, sebze ve meyvedir. Hayvancılık, tarıma göre daha geniş bir yer tutar: 15 milyon baş sığır, 30 milyon baş koyun. Yılda 1 Mt balık tutulmaktadır. Yoğun gübre kullanımına karşın tarım üretimi nüfusu beslemeye yetmemektedir.
İngiltere'nin önemli gelir kaynağı eskiden bu yana ticaretti. Sömürgelerden ve geri kalmış ülkelerden alınan hammaddeler işlenerek yine bu ülkelere satıldığından ekonomik zenginlik büyük boyutlara ulaşmıştı. Sömürgeler bağımsızlıklarını kazandıktan sonra bu durum değişmiştir. Bununla birlikte çok uluslu İngiliz şirketleri (British Petroleum, Imperial Chemical Ins. ve Shell gibi) ve büyük bir ticaret filosu ticaret dengesini ülke lehine destekleyici etmenlerdir. Ancak gene de ülke ekonomisi zaman zaman bunalıma düşmekte, buda toplumsal sorunlara yol açmaktadır. Dolayısıyla İngiltere giderek eski ekonomik gücünü yitirmektedir.
|